Bu hikaye, Azerbaycanlı sanatçı Mecid Şamiloğlu 'nun kendine has sesiyle yorumladığı o hüzünlü ve derin atmosferden ilham alınarak yazılmıştır. Hiçbir Kadın
Bir gece, sahne aldığı Xan Bağı restoranında mikrofonu eline aldığında, gözlerini kapattı. Salon kalabalıktı ama o sadece tek bir kişiye söylüyordu: Mecid Shamiloglu Hic bir kadin
Şarkı bittiğinde salonda derin bir sessizlik oldu. Mecid, başını hafifçe eğdi ve masasına geçti. İnsanlar onun sesindeki o "yaşanmışlığı" seviyordu. Kimse bilmese de, o her defasında aslında kendi hikayesini anlatıyor, hiç gelmeyecek olan o kadına şarkılarla mektup gönderiyordu. Mecid, başını hafifçe eğdi ve masasına geçti
Çünkü Mecid biliyordu; dünya üzerinde binlerce ses, milyonlarca yüz vardı. Ama onun için, o "hiçbir kadın"dan sonrası hep bir yarım kalmışlıktı. Çünkü Mecid biliyordu
Zaman acımasızdı. Yollar ayrılmış, sessizlik araya bir duvar gibi örülmüştü. Mecid, şehirden uzaklaşıp dağların sessizliğine sığınmak istese de, videolarındaki o derin hüzün hep peşinden geldi. Şehir hayatının gürültüsünden kaçsa da kalbindeki o "hiçbir kadın"ın hayalinden kaçamıyordu.
Bakü’nün dar sokaklarında akşamın alacakaranlığı çökerken, Mecid bir kez daha piyanosunun başına geçti. Dışarıda Hazar’ın serin rüzgarı esiyor, pencereleri hafifçe titretiyordu. O ise sadece önündeki notalara ve kalbindeki o dinmeyen sızıya odaklanmıştı.
By clicking, you agree to receive automated texts and calls from PETA and accept our terms and conditions. Message and data rates may apply. U.S. mobile users only. By submitting this form, you’re acknowledging that you have read and agree to our privacy policy and agree to receive e-mails from us.
“Almost all of us grew up eating meat, wearing leather, and going to circuses and zoos. We never considered the impact of these actions on the animals involved. For whatever reason, you are now asking the question: Why should animals have rights?”
— Ingrid Newkirk, PETA Founder and co-author of Animalkind