Elias, evin etrafına kırmızı ve beyaz ampullerden oluşan bir hat çekmişti. Beyaz ışık "her şey yolunda", kırmızı ışık ise "sessiz ol, yakındalar" anlamına geliyordu. Bu, çığlık atmadan uyarmanın tek yoluydu.
Eğer konuşmanız gerekiyorsa, bunu akar su, şiddetli yağmur veya gürültülü bir makine sesinin yanında yapın. Sessiz Bir Yer (A Quiet
Elias’ın çantasında her zaman kurmalı bir mutfak zamanlayıcısı bulunurdu. Eğer köşeye sıkışırsa, zamanlayıcıyı kurup ters yöne fırlatacaktı. Metalik tıkırtı, ultra hassas işitmeye sahip yaratıkları uzaklaştırırken ona kaçmak için birkaç saniye kazandıracaktı. yaratıkların dengesini bozuyordu.
Kızıyla konuşmak için hiçbir zaman sesini kullanmadı. Amerikan İşaret Dili (ASL), bu yeni dünyanın ortak dili haline gelmişti. Kapı eşiklerine ve merdiven basamaklarına, gıcırdayan yerleri işaretlemek için renkli boyalar sürülmüştü. Kapı eşiklerine ve merdiven basamaklarına
Elias, her sabah uyandığında ilk iş olarak çıplak ayaklarını kontrol ederdi. Bu dünyada ayakkabılar birer ölüm fermanıydı. Evinin zeminine serdiği kalın kum yollar üzerinde yürürken, her adımını tartarak atıyordu. İşte Elias'ın bu tehlikeli dünyada hayatta kalmasını sağlayan temel prensipler:
Bu dünyada kural basit: .
Elias, bu yaratıkların zırhlı olduğunu ama belirli yüksek frekanslı seslere karşı savunmasız olduklarını öğrenmişti. Kızı Regan'ın işitme cihazından gelen geri bildirim (feedback) sesi, yaratıkların dengesini bozuyordu.