Adamın biri, hayatın koşturmacasından yorulmuş, zihni binbir düşünceyle dolu, ayakları onu nereye götürürse oraya dalgın dalgın yürüyormuş. Ne yanından geçtiği ağaçların yeşilini görüyormuş, ne de tepesindeki güneşin sıcaklığını hissediyormuş. Sadece içindeki bitmek bilmeyen "Yarın ne olacak?" veya "Dün neden öyle oldu?" sorularıyla boğuşuyormuş.
Yolcu o gün anlamış ki; asıl mesele menzile varmak değil, her adımın hakkını vererek, uyanık bir kalple yürümekmiş. Yolcu o gün anlamış ki; asıl mesele menzile
Yolcu bir an durup etrafına bakmış. Kuşların sesini ilk kez o an duymuş, rüzgarın serinliğini ilk kez o an teninde hissetmiş. Bu hikaye üzerine hakkında konuşmak ister misin yoksa
Bu hikaye üzerine hakkında konuşmak ister misin yoksa bu dizelerin sendeki özel bir anısını mı paylaşmak istersin? o kadar dalgınım ki
Yaşlı adam seslenmiş:— "Evlat, yol uzun ama sen yolda değilsin sanki. Nereye bu gidiş?"
Yaşlı adam devam etmiş:— "Dalgın yürümek, ruhunu geride bırakıp bedenini koşturmaktır. Ömür yolu gariptir; hızlı gidersen biter, dalgın gidersen hiç yaşanmamış sayılır. Ara sıra dur, nefes al ve 'Buradayım' de. Yol seni bir yere götürmez, sen yolu beraberinde götürürsün."
Yolcu durmuş, şaşkınlıkla bakmış:— "Bilmiyorum amca," demiş. "Ömür denen bu garip yolda yürüyorum işte. Ama kafam o kadar karışık, o kadar dalgınım ki, bazen ayaklarımın yere değdiğini bile hissetmiyorum."