"Gönül Çalab’ın tahtı" diyen bir geleneğin çocukları olarak, kırmanın onarmaktan çok daha zor olduğunu unutmamalıyız.
Mademki yolun sonu belli, o halde bu yolu nasıl yürüdüğümüzün önemi artıyor. Boşu boşuna yorulmak yerine; İnsan, sevdiği kadar yaşar. Türküde geçen "Gönül ne gezersin boşu boşuna" sitemi,
Türküde geçen "Gönül ne gezersin boşu boşuna" sitemi, aslında insanın bitmek bilmeyen arzularına bir dur ihtaradır. Hep daha fazlasını istemek, ulaşılamayanın peşinde ömür tüketmek bizi asıl meseleden uzaklaştırıyor: Dünya, büyük bir pazar yeri gibidir
Önemli olan, o pencereden bakarken ne gördüğümüz ve arkamızda nasıl bir ses bıraktığımızdır. Gelin, bu kısa ömrü boşu boşuna değil, dolu dolu ve sevgiyle yaşayalım. Geriye kalan tek şey
Dünya, büyük bir pazar yeri gibidir. Sabah tezgahını açan, akşam toplar gider. Ne saraylar kalır ne de biriktirilen altınlar. Geriye kalan tek şey, bir insanın kalbinde bıraktığınız o ince sızı ya da sıcak bir tebessümdür. Kırmadan, İncinmeden Yaşamak