Sizin hayatınızda "gitti ama ruhu hâlâ burada" dediğiniz neler var? Ya da gidenin ardından kapıyı aralık bırakmalı mı, yoksa o kapıyı tamamen kilitleyip yeni anahtarlar mı aramalı?
Hayat, biraz da geride bıraktıklarımıza bakıp, önümüzdeki yolu yürümeye devam etme sanatıdır. Gidenlere el sallamayı öğrenmek, kalanı korumaktan daha zordur ama daha özgürleştiricidir.
Zaman, durdurulması imkansız bir nehir gibi akıp giderken, hepimiz aynı sorunun kıyısında duruyoruz: Gidipte Geriye Hi Donen Varmi
Bu soru sadece fiziksel bir yolculuğu anlatmaz. Aslında ruhun en kuytu köşelerinden yükselen bir iç çekiştir.
İnsan hep bir "dönüş" umuduyla yaşar. "Belki" der, "belki bir gün her şey eskisi gibi olur." Ama hayatın sert bir kuralı vardır: Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz. Giden dönse bile, ne gelen aynı kişidir artık ne de geride kalan bıraktığın yerdir. Yollar değişir, şehirler değişir, en çok da kalpler değişir. İnsan hep bir "dönüş" umuduyla yaşar
Bu söz, derin bir melankoli ve kabulleniş içeren, genellikle ulaşılamayan bir geçmişe veya geri dönüşü olmayan bir yola (ölüm, biten büyük bir aşk ya da geri gelmeyecek gençlik) atıfta bulunan bir serzeniştir.
Bazen bir çocukluk masumiyeti gider, bir daha dönmez. Bazen birine duyulan o sarsılmaz güven gider, yerini derin bir sessizliğe bırakır. En acısı da giden "zaman"dır. Dün, sanki bir elini uzatsan tutacakmışsın kadar yakın gelir ama aranızda artık aşılması imkansız uçurumlar vardır. İşte bu temayı işleyen
İşte bu temayı işleyen, sosyal medyada veya bir blogda paylaşabileceğin duygusal ve derinlikli bir yazı: Gidip de Geriye Hiç Dönen Var mı?