Bu hikaye hakkında ne hissettiğini merak ediyorum; sence de bir şeyi , onu satın almaktan daha mı değerlidir?
Bir gün kasabaya hırslı, her şeyi parayla satın alabileceğine inanan genç bir iş insanı geldi. Adı Selim’di. Selim, kasabanın tarihi dokusunu bozacak dev bir otel projesi için oradaydı. Projenin önündeki tek engel, Kerem Bey’in dükkânının olduğu o küçücük araziydi. Bazi Haklar Helal Edilmez
"Hakkını helal etmeyenlerin sessizliği, dünyanın en ağır yüküdür." Bu hikaye hakkında ne hissettiğini merak ediyorum; sence
Kerem Bey, gözlüğünün üstünden Selim’e baktı ve sadece şunu söyledi: "Evlat, bazı haklar helal edilmez. Çünkü onlar sadece benim değil, bu toprağın, bu ağacın ve benden sonra buraya gelecek çocukların hakkıdır." Selim, kasabanın tarihi dokusunu bozacak dev bir otel
"Amca," dedi, "Neden olmuyor? Neden ne kadar para verirsem vereyim o huzuru satın alamıyorum?"
Selim, Kerem Bey’in karşısına oturup önüne koca bir çanta dolusu para koydu. "Bak amca," dedi, "Bu dükkân eski, kitapların tozlu. Sana öyle bir hak tanıyorum ki, ömrünün sonuna kadar krallar gibi yaşarsın. Hakkını helal et, devret şu dükkânı."
Selim güldü. "Her şeyin bir fiyatı vardır" diyerek dükkândan çıktı. Ancak o geceden sonra Selim’in hayatında garip şeyler olmaya başladı. Rüyasında her gece dükkânın içindeki kitapların feryat ettiğini, ağaçların kökleriyle onu boğmaya çalıştığını görüyordu. Ne zaman o dükkâna baksa, göğsünde tarif edilemez bir ağırlık hissediyordu.